Ölümden sonra ne olduğu, insanların en çok düşündüğü ama en az net cevap bulabildiği konulardan biridir. Her inanç sistemi bu soruya bir şekilde cevap vermeye çalışır. Kimi korku üzerinden anlatır, kimi umut üzerinden. Ama Spiritüel (ruhani) Satanizm bu konuya biraz daha farklı bakar. Burada mesele insanı teselli etmek ya da korkutmak değildir. Daha çok, gerçeği olduğu hâliyle anlamaya çalışmaktır.
Bu anlayışta klasik anlamda bir ahiret inancı yoktur. Yani ölümden sonra gidilecek bir cennet ya da sonsuza kadar yanılacak bir cehennem fikri kabul edilmez. Bu tür anlatılar, insanı yönlendirmek için oluşturulmuş sistemler olarak görülür. Çünkü bir insanı kontrol etmenin en kolay yolu, onu ya ödülle kandırmak ya da cezayla korkutmaktır. Spiritüel (ruhani) Satanizm’de ise insanın böyle bir şeye ihtiyacı olmadığı kabul edilir. İnsan, kendi iradesiyle hareket edebilecek bir varlıktır.
Ölüm burada bir son olarak görülmez ama otomatik bir devam da değildir. Yani “herkes öldükten sonra bir yere gider” gibi basit bir yaklaşım yoktur. Aslında mesele şudur: İnsan yaşamı boyunca kendisinde ne inşa ettiyse, ölümden sonra onunla karşı karşıya kalır.
Reenkarnasyon bu noktada devreye girer. Ama bu da çoğu kişinin düşündüğü gibi otomatik bir döngü değildir. Yani herkes ölüp tekrar doğmaz. Bu, hak edilmesi gereken bir durumdur. Çünkü yaşam bir deneyimdir ve bu deneyimi nasıl kullandığın önemlidir.
İnsan sadece etten kemikten oluşan bir varlık değildir. Aynı zamanda bir bilinçtir, bir enerjidir, bir özdür. Beden öldüğünde bu yapı tamamen yok olmaz ama her zaman olduğu gibi de kalmaz. Eğer insan yaşamı boyunca kendini geliştirmemişse, kendisini tanımamışsa ve sadece dış yönlendirmelerle yaşamışsa, ölümden sonra bu bilinç dağılır. Çünkü ortada tutarlı bir merkez yoktur.
Ama eğer insan kendisi üzerinde çalışmışsa, kendi özünü tanımaya başlamışsa, iradesini kullanmayı öğrenmişse, o zaman durum değişir. Bu tür bir bilinç daha bütünlüklü olur. Dağılmaz. İşte reenkarnasyon dediğimiz şey de burada mümkün hâle gelir.
Spiritüel (ruhani) Satanizm’e göre Şeytan tanrıdır. Ve bu tanrısallık, insanın kendi özündeki en yüksek iradeyi temsil eder. Bu yüzden mesele dışarıdan bir kurtuluş beklemek değildir. İnsan, kendi içinde ne kadar güçlenirse, ne kadar bilinçli hâle gelirse, ölüm sonrası da o kadar belirgin olur.
Reenkarnasyon burada bir ödül gibi görülebilir ama aynı zamanda bir sorumluluktur. Çünkü yeniden doğan bir bilinç, kaldığı yerden devam eder. Önceki yaşamında ne kadar ilerlediyse, onu taşır. Bu yüzden bu süreç bir sıfırlanma değildir. Daha çok bir devamdır.
Bir de şu yanlış anlaşılma var: Reenkarnasyon bir ceza sistemi değildir. Yani “kötüysen kötü bir hayata gelirsin” gibi bir mantık yoktur. Bu, başka inançların yaklaşımıdır. Burada mesele daha farklıdır. İnsan neyse, onu taşır. Kendini geliştirmişse, bu gelişimi sürdürür. Geliştirmemişse, aynı döngü içinde kalır.
Cennet ve cehennem kavramları da bu yüzden farklı ele alınır. Bunlar ölümden sonra gidilen yerler değildir. İnsan yaşarken kendi cennetini ya da cehennemini oluşturur. Nasıl yaşadığı, neyi seçtiği, neyi bastırdığı ya da neyi gerçekleştirdiği bu durumu belirler. Bazı insanlar hayatı boyunca kendini kısıtlar, korkularıyla yaşar, kendi potansiyelini kullanmaz. Bu zaten bir tür cehennemdir. Bazıları ise kendi hayatını bilinçli şekilde kurar, ne istediğini bilir ve ona göre yaşar. Bu da kendi cennetini yaratmaktır.
Spiritüel (ruhani) Satanizm’de ölüm korkulacak bir şey değildir ama hafife alınacak bir şey de değildir. Çünkü ölüm bir anlamda seni ortaya çıkarır. Ne yaptıysan, ne olduysan, neye dönüştüysen, onunla yüzleşirsin. Bu yüzden bu öğretide asıl odak ölüm değil, yaşamdır.
İnsanlar genelde “öldükten sonra ne olacak?” diye sorar. Ama daha doğru soru şudur: “Ben şu an ne hâle geliyorum?” Çünkü ölümden sonrası, bu sorunun cevabına bağlıdır.
Sonuç olarak Spiritüel (ruhani) Satanizm’de ölüm bir son değildir ama bir garanti de değildir. Reenkarnasyon vardır ama herkes için değildir. İnsan ya kendini inşa eder ve devam eder ya da dağılır. Bu kadar basit ama aynı zamanda bu kadar ciddidir. En sade hâliyle şöyle denebilir: İnsan öldüğünde yeni bir şey olmaz. Zaten neyse, o ortaya çıkar.


